31 Aralık 2007 Pazartesi

SAĞLIK, MUTLULUK VE FARKINDALIK DOLU BİR YIL DİLİYORUM.

ÖNCELİKLE; TÜM DOSTLARIMIN YENİ YILINI EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLUYOR 2008 YILININ SEVGİ, SAYGI, HOŞGÖRÜ İLE DONANMIŞ BARIŞ VE SAĞLIK DOLU GÜNLER GETİRMESİNİ DİLİYORUM.
GÜZEL BİR VATAN TOPRAĞINDA KONUŞLANMIŞ, KIRK FARKLI GÜZELLİKTEKİ MOZAİK-BENZERİ HALKIMIZI YÜZYILLAR ÖTESİNE BİLE "BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜN" HALİNDE TAŞIYABİLECEK DERİNLİK VE GENİŞLİKTE BİR VİZYON VEREN, ÇAĞDAŞ BİR ÜLKE OLMA YOLUNDA GÜZEL KAZANIMLARI BİZE SUNAN ATA'MIZIN YOLUNDAN AYRILMAMA GEREĞİ FARKINDALIĞININ DA BİZLERDEN VE YETİŞTİRMEKTE OLDUĞUMUZ YENİ KUŞAKLARDAN EKSİK OLMAMASI BU YIL İÇİN EN BÜYÜK ARZUM.
SİZLERLE PERİHAN P. VE HADİ A. DOSTLARIM TARAFINDAN GÖNDERİLEN SAYIN MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ'IN GÜZEL BİR YAZISINI PAYLAŞARAK 2007'Yİ KAPATIYORUM.
HAYAL KÖKSAL


Noel Bayramının Kökeni Türkler!

İnanabilir misiniz, yüzyıllardır Hıristiyanların İsa'nın doğuşu olarak kutladığı "Noel Bayramı "nın çok eski Türklerin "yeniden doğuş bayramı" olduğuna? Nereden nereye; inanılacak gibi değil, değil mi?

Ben de ne yazık ki yeni öğrendim. Bu senenin galiba ilk başlarında idi... Adnan Atabek imzalı bir e-mail aldım. Yazı bana çok ilginç gelmişti ve Hıristiyanların Noel Bayramı'nın tamamıyla Türklerden alınmış olduğunu gösteriyordu! Fakat üzerinde durmaya vaktim olmadı; bir de Noel zamanına doğru ele almayı düşünmüştüm. Bu arada, Türk devletlerinden başka birilerine de aynı konuyu bilip bilmediklerini sordum. Yanıt - İran'ın Azerbaycan bölgesinden- İsmail Bey'den geldi. İsmail Bey'in verdiği yanıtın -tam olarak aynı olmasa da- gelen mektuptaki anlatıya çok uyduğunu gördüm.

Olay şöyle:

Türklerin tek tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yerin göbeği sayılan yeryüzünün tam ortasında bir " akçam ağacı" bulunuyor. Bu ağacın tepesi de gökyüzünde oturan tanrı Ülgen'in sarayına kadar uzuyor ve buna " hayat ağacı" diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde bulabiliriz. Ülgen, insanların koruyucusu; sakallı ve kaftan giymiş olarak sarayında oturuyor ve geceyi, gündüzü, güneşi yönetiyor.Türklerde güneş çok önemli.

İnançlarına göre, gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece, gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra da gün, geceyi yenerek zafer kazanıyor. Bu, güneşin yeniden doğuşu; bir " yeni doğum" olarak algılanıyor Türklerde. Bayramın adı "Nardugan". "Nar=güneş ", "tugan/dugan" da "doğan". Astronomik olarak o günden itibaren geceler kısalmaya, günler uzamaya başlıyor. İşte bu güneşin zaferini ve yeniden doğuşunu Türkler, büyük şenliklerle " akçam ağacı" altında kutluyorlar. Güneşi geri verdi, diye Ülgen'e dualar ediyorlar. Duaları tanrıya gitsin, diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar; dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar tanrıdan... İnanca göre, bu dilekler muhakkak yerine geliyormuş. Bu bayram için evler temizleniyor ve güzel giysiler giyiliyor; ağacın etrafında şarkılar söylenip oyunlar oynanıyor.

Yaşlılar, büyükbabalar ve nineler ziyaret ediliyor; aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar. ( Yedikleri, yaş ve kuru meyveler yanında, özel bir yemek ve bir tür de şekerleme.) Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömrün çoğalacağına, uğur geleceğine inanıyorlar... Yazılana göre, " akçam ağacı " sadece Ortaasya'da yetişiyormuş. Mesela, Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş. O yüzden, bu olay Türklerden Hıristiyanlara geçmiştir; Hıristiyanlar, Hunların Avrup'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek almışlardır bu töreni, deniyor. İsa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok! Doğum, güneşin yeniden doğuşu.

Meydan Larousse'ta, İsa evrenin nuru olarak algılanıyor ve bu olayın pagan halklardan alınıp İsa'ya yakıştırıldığı yazılıyor. İnternet'te yazıldığına göre, İmparator Kostantin (324-337) zamanında İznik'te toplanan konsülde, 22 Aralık'ta güneşin doğumu için yapılan bu " pagan bayramı" İsa'nın doğumu olarak 24 Aralık'a alınıyor ve buna da "Noel Bayramı" deniyor. ( Batı kilisesi [yani Katolikler], 25 Aralık'ta kutluyorlarmış bunu.) Çam süsleme ise, ilk olarak 1605'te Almanya'da görülüyor ve oradan Fransa'ya geçiyor.

Ne kadar ilginç değil mi? Batı, en büyük bayramını göçebe ve ilkel (!) olarak tanımladığı Türklerden yürütmüş! Yeni yapılmakta olan çalışmalarla Batı'ya Türklerden kim bilir daha nelerin geçtiği ortaya çıkacak! Belki de yazının ve dillerin anasının da Türkler olduğu kanıtlanacak.

Muazzez İlmiye Çığ
Sumerolog

30 Aralık 2007 Pazar

Bir Yılı Daha bitirdik.


Değerli Dostlarım,
25-29 Aralık tarihleri arasında Erzurum Hizmet-İçi Eğitim Enstitüsünde gerçekleştirdiğimiz MEB - Microsoft Kılavuz Yenilikçi Öğretmenler Ve Liderlik Eğitimimiz ile yoğun bir yılı tamamlamış olduk. Verimi ve yaratılan sinerjisi ile 20 öğretmen ve 13 müdürümüzü daha da kaynaştıran eğitim bundan böyle Eğitek ve yetişen kılavuz arkadaşlarımızın yönlendiriliciği ile devam edecek. Kendilerine başarılar diliyor, çok başarılı olacaklarına inandığımı bir kez daha belirtmek istiyorum.

1999 yılında kurulan ve son yıllarda proje ve etkinlikleri büyük bir ivme kazanan Kalite okulları Türkiye Merkezi 4 Ocak 2008 tarihinde yeni yerine taşınıyor. Bir yıldan bu yana İstinye'de faaliyet gösteren Merkezimiz bundan böyle kendimize ait yeni mekânında olacak. 4 Ocak itibariyle değişecek olan tel ve faks numaralarımız şöyle:

TEL: 0 212 341 26 01 FAKS: 0 212 341 26 02

Tüm güzelliklerin sizlerin olması dileklerimle...

Hayal KÖKSAL

27 Aralık 2007 Perşembe

Palandöken'den Kongre Binası'na









Erzurum eğitimlerimiz devam ederken bir yarım günlük Erzurum turunu da ihmal etmedik. Bu sabah Yenilikçi Müdür eğitimleriyle başladığımız günümüz önce Palandöken dağı'na teleferikle yaptığımız yolculukla karlı tepelere yöneldi, ardından da Nene Hatun'u andığımız Aziziye Tabyasına, Çifte Minare'ye ve Kongre Binasına... Kongre Binasının bir süredir Sosyal Bilimler Lisesi'ne ev sahipliği ettiğini ve 150 civarında öğrencinin okuduğunu öğrendik. Tarihi Tiyatro sahnesini gördüğümüzde gönlümüz Lise'nin bir başka binaya taşınıp binanın bir kültür merkezi ve müzeye dönüşmesi gereğini hissetti. Sanıyorum sahnedeki kantin görüntüsü sizde de aynı düşünceyi yaratacak. Erzurumlu iş sahiplerinin konuya gereken ilgiyi göstereceklerine inanıyorum. Zira burada eğitime verilen önemin ve misafire gösterilen saygının ne denli büyük olduğunu görmekte ve yaşamaktayız.
Cumartesi günü dönüşün başlayacağı Erzurum Hizmet-İçi'nden hepinize sevgi ve saygılar...
Hayal KÖKSAL

26 Aralık 2007 Çarşamba

Erzurum ile Yenilikçi Ruh


Değerli Dostlarım,
Ölçülen değerle -22 ama hissedilenle -30 derece civarında olan soğuk, ancak insanlarının sıcacık ve candan olduğu dadaşlar diyarı Erzurumdan merhaba! İki günden bu yana 20 Yenilikçi Öğretmenimin Kılavuz Yenilikçi Öğretmen olma yolculuğunu sürdürüyoruz. Aynen Rize-Çayelide olduğu gibi yarın yani 3. günde Müdürlerin de ekleneceği eğitim cumartesi günü sonlanacak. Stratejik plandan, öğretmen mesleki gelişim planı ve ders planı protokollerine kadar çok yönlü iletişim, liderlik ve rehberlik eğitiminden geçen öğretmenlerimiz illerinde müfredatın etkin ve teknoloji destekli işlenmesi konusunda liderlik edecekler.
Akşam saatlerinde bile eğitimin devam ettiği program farklı bir Hizmet-içi eğitim görüntüsü sergilemekte. Yoğun işbirliği ve paylaşım, öğretmenlerin kaynaşmasında ve güçlü projeler başlatmasında da önemli unsurlar. Artık eğitimin sınıfla, mesai saatleriyle ve dört duvarımız arasında bize mahsus olması gibi özellikler son derece demode ve öğrencilerimizi sınıfa-öğrenmeye çekmeyen kavramlar. Şimdi Eğitimde değişim zamanı ve doğrusu ya buradaki öğretmenlerim bunu fazlasıyla yerine getiriyorlar. Yüreklerine ve emeklerine sağlık. Herkesin el verdiği, imece ruhunun gitgide yükselen değer olduğu bir Türkiye ile başarılı ve huzurlu 2008 yılı diliyor; sevgilerimi sunuyorum.
Hayal KÖKSAL

24 Aralık 2007 Pazartesi

Eskiyen Yılın Son Yeni Haftası

Değerli Dostlarım,
Yeni bir yıl geliyor derken içinde yaşadığımız yılın ne kadar kısa sürede eski yıla dönüştüğünü anımsatarak satırlarıma başlamak istiyorum. İyi, kötü, şansız, bahtsız ama bir o kadar da günler geçirdik 2007'de. Benim açımdan son derece yoğun bir yıldı. 2007'nin üç ayını istanbul dışında yolculuk yaparak ve seminerler için Hizmet-içi eğitim enstitülerini arşınlayarak geçirdim. Yeni dostlar edindim, yeni yerler görüp tanıdım. Gezip görmenin artılarını yaşarken zamanı yönetebilmenin telaşını da yaşadım doğrusu. Şu an acilen karar verilmesi gereken 2008 Yılı "11. International Convention on Students' Quality Control Circles"ın yeri ve zamanı sorunu var önümde. Bu konuyla ilgili cuma günü Cumhuriyet'te çıkan yazı için sevgili Figen Atalay'a sonsuz sevgilerimi sunuyor ve bu önemli evsahipliği konusunda dostlarımızın desteğini bekliyorum.
Yılın son haftasını gereğince verimli ve huzurlu geçirmenizi diliyor; sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Hayal KÖKSAL

23 Aralık 2007 Pazar

Bursa'dan iyi Bayramlar






Sevgili Dostlarımızın

Kurban bayramını Bursa'dan kutlar;

Tüm güzelliklerin sizlerle olmasını dileriz.

19 Aralık 2007 Çarşamba

Koç İlköğretim'de 2010 Toplantısı

Değerli Dostlarım,
Dün çok güzel iki etkinlik yaşadık. Birincisi VKV Koç Özel İlköğretim Okulu'nda dönem başında başlayan 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Projemiz; BİGG-İST ile ilgili çalışmaların eğitim ve paylaşım semineriydi. Veli, öğretmen ve öğrenci paylaşımının gerçekleştiği etkinlikte öğrencilerin projeye karşı ilgileri gerçekten heyecan vericiydi. İdareci ve öğretmen arkadaşlarımızın gönülden desteği , ailelerin işbirliğiyle çok güzel projelerin ortaya çıkacağından eminiz. Hepsine kolay gelsin diyoruz.
İkinci etkinlik ise Boğaziçi Üniversitesi, Albert Long Hall'de gerçekleştirilen bir açılış töreniydi. Bir yılı aşkın bir süredir açma hazırlıkları içinde olduğumuz B.Ü. Barış Eğitimi Araştırma ve Uygulama Merkezi (BUPERC) 1 Eylül 2007 tarihinde YÖK tarafından onaylanıp Resmi gazetede duyurulduktan sonra toplumla ilk paylaşım gününü yaşamış oldu. Tüm arkadaşlarımıza barış, uyum ve uzlaşı yolunda başarılar diliyorum. Geçtiğimiz günlerde Hindistan, Lucknow'daki City Montessori School bünyesinde UK, Kingston Business School da "Peace Education Centre" açmış, birlikte Hindistana gittiğimiz BUPERC kurucularından ve Yönetim Kurulu üyesi Nur Mardin arkadaşımız ile söz konusu kurum ile daha yakın işbirliğine girme konusunda ilk adımlar atılmıştı. Bir başka işbirliği ise NY Columbia Üniversitesi ile yakın ilişkideki Human Dignity and Humuliation studies ile. Bu kurumun 2010 yılındaki Yıllık Toplantısının ev sahibi onuru bana ait. Bu konuda güçlü işbirlikleri yaşayacağımızdan eminim.
Yarın Cumhuriyet Gazetesinde Hindistan ile ilgili bir eğitim yazı dizisi başlıyor. Sevgili figen Atalay'ın güçlü kaleminden "İncredible India" hakkında ilginç haberler okuyacağımızdan eminim. Sizlerin de bu yazı dizisini okumasını öneriyorum.
Yarın Bayram. Her ne kadar çocukluğumuzun bayramlarını özlesek de günümüzdekileri karalamak yerine yavrularımıza benzer duyguları yaşatmanın bir annelik-babalık görevi olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle "kanlı" görüntülerin değil ama; paylaşımın, komşuya desteğin, lokmamızı gereksinim sahipleriyle paylaşmanın ve büyüklerimizi aramanın güçlü ve gerekli duygular olduğunu onlara öğretmemiz gerekiyor. Ailenin birlikte olduğu dört gün hem dinlenme ve hem de paylaşma için iyi bir fırsat olacak, yeni bir yıla girmenin arifesinde...
Bayram sonrası beş gün Erzurum'dayız. Bu arada 24 Aralık pazartesi günü de dönemin son dersini yapacağız. Herşey bir arada... Yaşam da bu değil mi zaten? Hepinize sonsuz sevgi ve saygılarımı sunuyorum değerli arkadaşlarım. Sağlık ve sağlıcakla kalınız.
Hayal KÖKSAL