18 Ağustos 2007 Cumartesi

Sonuçlar ve Gelecek

Değerli arkadaşlar,

2007 ÖSS Sınavı sonrası tercih ve yerleştirme sürecinin sonuçları dün açıklandı. Ekte belirtilen tabloda her puan türünden ilk 500'e giren öğrencilerin (SAY1, EA1 ve DİL'de ilk 100) tercih ettikleri Üniversitelere göre dağılımları var (C.Behar, B.Ü.). Bu tabloyu bizlerle paylaştığı için sayın hocama sonsuz saygılarımı sunuyorum.
Yine okul birincilerinin bile girmekte zorlandığı, binlerce öğrencinin sıfır aldığı sistemde düzeltilmesi gereken yanların olduğu aşikar. Bununla birlikte biliyoruz ki; düzeltilmesi gereken sadece sınav sistemi değil; bir zincirin halkaları gibi okul öncesinden üniversiteye, üniversite mezuniyetinden iş dünyasındaki istihdam olayına ve hatta emeklilik sonrasında da devam edecek bir "Yaşam boyu öğrenme sistemi"ne kadar tüm adımların uyumlu bir şekilde geliştirilmesinin de şart olduğu. Ne zaman ki; "Resmin bütünü"nü görür; bağlantı ve içerikleri gereğince yaparız ANCAK O ZAMAN "Nitelikli Yaşam Standartı"nı oluşturmuş oluruz.
Gereğinin yapılması umudumuzu kaybetmemek dileklerimle güzel bir haftasonu diliyorum.
Hayal KÖKSAL
2007%D6SS%20Puan%20t%FCrleri.xls

15 Ağustos 2007 Çarşamba

Kariyer Portfolyosu

Değerli Dostlarım,
Üniversite sonuçlarını öğrenme günü yaklaştıkça öğrencilerin ve ailelerinin huzursuzluk yaşadıklarını biliyorum. Üniversiteye girmek bir dert, mezun olmak ve sonrasında iş bulmak ayrı bir dert! Bazen de öğrencilerin üniversiteden mezun olduktan sonra gelerek neden bitirdikleri bölümü seçtiklerini anlayamadıklarını, ne tür bir iş yapacaklarını bilemediklerini öğrendiğim durumlar oluyor. O zaman hem şaşırıyor hem de onlar ve ülkemiz adına üzülüyorum. Amaçlanmamış, sonunda ne olunacağı bile bilinmeyen bir bölüme yalnızca; "Herkes giriyor ben de bu yarışta olayım" anlayışıyla girmek, bunun için emek, zaman, para ve umutları harcamak, amaçsızlık ve kaybolmuşlukla birleşince genç ve gencin yakınları adına büyük bir hüsrana dönüşüyor.
Bu tür olaylarla karşılaşınca 70'li yılların sonlarında bir Ortaokul öğretmeni iken orta 2. ve 3. sınıf öğrencilerimiz için yaptığımız sınıf ve ders zümrelerini, öğrenci yönlendirme toplantılarını, aileleri okula davet edip onların görüşleri ve onayları dahilinde öğrencileri ilgi, yetenek ve istek doğrultusunda yaptığımız yöneltmeleri hatırlıyorum. Öğrencilerimizin kısa yoldan meslekî eğitime mi, yoksa bilim adamlığı yolunda üniversiteye mi gitmelerinin iyi olacağı konusu çoklu paydaş gruplarıyla kararlaştırılan ve yönetilen bir olguydı yıllar önce... Şimdi ise sınava girmekten başı dönmüş yavrularımızın ne olmayı düşünecekleri, kendilerini o meslek giysisi içinde düşleyecekleri, başarılı olmak için ne yapacaklarını planlayacakları zamanları bile yok! Varsa da o da dinlenme adına PC ekranlarına hapsolmuş durumda. Şimdi yetişmekte olan gençlerimize bu nedenle de üzülüyorum.
Bu sorunu azaltmak adına iki dönemdir Boğaziçi Üniversitesi, Eğitim fakültesinde vermekte olduğum "Yenilikçi Öğretmenlik" dersimde hayata geçirdiğim ve genç öğretmen adayı arkadaşlarıma öğrettiğim bir proje var: Kariyer Portfolyosu. Bu çalışmada öğrencilerim gönüllü lise öğrencileriyle yaptıkları çalışmalarla onların ilgi alanlarını, kişilik çözümlemelerini yapıyor ve sonra da kendilerine en uygun olan üç meslek konusunda derinlemesine bilgi toplayarak hangi üniversitelerde o bölümün olduğunu, eğitim sürecinin özelliklerini, içeriğini, yüksek lisans ve doktora durumlarını, mezuniyet sonrası ülkemizdeki ve yurt dışındaki çalışma koşullarını, tahmini gelirini ve ilerleme koşullarını öğreniyorlar. Proje sonunda öğrenciler özgeçmiş hazırlamasını, misyon ve vizyon yazmayı, kısa ve uzun vadeli hedeflerini belirlemeyi öğreniyorlar. Böylesi bir araştırmacı yöntemle geleceğe hazırlanan gençlerimizin hatalı seçim yapması pek mümkün değil. Bu çalışmayı önümüzdeki yıl daha da geniş gruplara uygulamak istiyoruz. Hatta bu çalışmayı okulllar ve ilçeler/iller bazında yapmak "farkındalık" düzeyini hızla yaymak adına da yararlı olacak sanırım. İlgilenenler benimle temasa geçebilirler.
Bugünlük bu kadar diyor, ne istediğini ve neden istediğini bilen kuşaklar yetiştirme dileğimle iyi günler diliyorum.
Bugün saat 16.00'da İstanbul Valilik Mavi Salon'da Sayın İlber Oltaylı'yı dinlemek isteyen dostlarımı orada görmeyi umuyorum.
Hayal KÖKSAL

14 Ağustos 2007 Salı

İstanbul'dan Merhaba


Kıymetli Arkadaşlarım,

Uzun bir süre sonra İstanbul'da olmak ne güzel! Boğazı, havası, iki kıtayı birleştiren haşmetli duruşuyla ne kadar da özlemişim...

Bugün bir yandan işlerimi toparlamaya çalışırken bir yandan da dikkatimi çeken iki konuyu sizlerle paylaşmak istedim.

İlki CD'de Gen Haritası haberiyle 10 yıl sonra kişiye özel ilaçların verilebileceği konusunda Bugünkü Cumhuriyet gazetesinde çıkan bir haber. İ.Ü., Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden iki değerli bilim adamımızın (s.7) üstün çalışmaları ve genetik alandaki son gelişmeler paylaşılıyor. İlgisini çekenlerin okumasını öneririm.

İkincisi de son günlerde belimizi büken susuzluğun ve kuraklık tehdidinin düşündürdükleri. İTÜ'den Prof.Dr.M.Kadıoğlu'nun yorumuyla küresel iklim değişikliğinin getirdiği sorun sadece susuzluk değil; kıtlık, salgınlar,orman yangınları, ekonomik kriz, sosyal patlamalar da yakın gelecekte başımızı hayli ağrıtacağa benziyor. Çevre sorunlarını 2004 ylından bu yana Bilişimci Martı projemizde ana sorun konusu olarak belirlemiştik. Bu konuyla ilgili 4 yıldır pek çok proje yapıldı. Bu projelere http://www.bilisimcimartilar.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Hepimize bol yağışlı, bereketli ve sağlık dolu günler diliyorum.

Hayal KÖKSAL

12 Ağustos 2007 Pazar

Tatilim sona ererken...

Sevgili Dostlar,

Yıllardan bu yana ilk kez 18 gün süren bir dinlenceden dönüyorum. Ne kadar dinlendin derseniz tatilden dönenlerin alışılagelmiş yanıtını veririm: Birşey anlamadım ki! Alışma, yerleşme dönemi derken sonuna geldim. Alışılagelmiş düzenden kopmanın hüznüyle gitmiştim, şimdi de o yeni kurduğum düzeni arayacağım sanırım. Tipik insan psikolojisi: Kolayca alışma, kanıksama, sonra da o düzenin bir parçası olma. Ancak bir önceki alışkanlıklarını içlerine sindirerek yaşayanlar bu değişimi kolay atlatırlar diye düşünüyorum, ne dersiniz? Yeniden özlediğim masama, kitaplarıma ve bilgisayarıma dönmek! Bir yanda rahatlatıcı bir müzik, bir yanda geçen güzel Ören-Akçay-Altınoluk günlerinin tenimde bıraktığı esmerlik ve karşımda bir dolu resim... Yine de hoştu! Annemle, eşim ve kızımla dolu dolu günler. Bol bol yüzerek, okuyarak, yürüyerek geçirilen vücudu ve ruhu temizleyen, tazeleyen tatilimin son gününden hepinize sevgiler ve saygılarımı gönderiyorum.
Hayal Köksal

7 Ağustos 2007 Salı

Yaşama Saygı Festivali


Sevgili Dostlar,

13. Altınoluk Yaşama Saygı Festivali bünyesinde katıldığımız Suna Tanaltay söyleşisi ile ardından yapılan Panel tatilde de bu tür birlikteliklerin ve paylaşımların ne denli gerekli olduğunu göstermekte. "Yaşama Saygı" başlığı altında konuşan panelistler; Prof.Dr.Ali Ercan, Dr.Erol Mütercimler, Prof.Dr.Süheyl Batum ve Tuncay Özkan idi. Altınoluk meydanındaki Çınaraltındaki çay bahçesinde gerçekleştirilen etkinlikte fikirler ortaya kondu, demokratik bir biçimde sorular soruldu ve yanıtlandı. Kitapların imzası ile sonlanan etkinlik önümüzde ciddi ciddi yapılması gereken eğitim ve paylaşımların olduğunu ispatlaması açısından da son derece anlamlıydı. Altınoluk Belediyesine teşekkürlerimizi sunuyorum.

İyi günler dileklerimle...

Hayal KÖKSAL

4 Ağustos 2007 Cumartesi

TATİL, AİLEMİZ VE BİZ...


Değerli Dostlarım,
Altınoluk günlerimiz sürüyor. Yıllardan bu yana ilk kez annemle bu kadar uzun süreli birlikte olmanın keyfini ve huzurunu sürüyoruz. İzmir Eğitim Enstitüsünde yatılı üç yıl okumanın hemen ardından evlenmiş ve işine çok düşkün biri olarak yıllardır annelerimizle per fazla ilgilenememiştik. Dile kolay; 31 koca yıl! Dersler, işler, kitaplar, şehirlerarası nakiller, ve yine iş, iş, iş! Yazları hep kısa tatillerle geçiştirmiş ve çalışmayı tatile yeğlemiştik. Ancak gelişen koşullar ve yaşanan rahatsızlıklar, büyüklerle olan birlikteliklerin bundan sonra pek uzun süreli olmayacağı işaretlerini verince farklı bir yaz geçirmeye karar verdik. İyi ki de böyle yapmışız. Altınoluk, Ören, Akçay üçgeninde çok huzurlu, sıcacık,doğal besinlerle beslenmenin getirdiği sağlıkla dolmaktayız. Bir süre daha buralarda olup; denizin ve güneşin, kitapların, dostluk ve müziğin keyfini süreceğim. Enerji depolayıp; daha bir aşk ve azimle İstanbul'a döneceğim. Dönüşte uzun bir çalışma dönemi daha beni bekliyor olacak.
Bu arada sıcak yaz günlerini web sayfalarımı düzenlemekle geçiren sevgili web masterlarıma da teşekkür ediyor, sonsuz şükranlarımı sunuyorum. İyi ki varlar ve bu kadar yaratıcılar!
Sağlıkla ve huzurla kalmanızı diliyor; herşeyi gönlünüzce olsun diyorum.
Hayal Köksal

2 Ağustos 2007 Perşembe

Altınoluk


Sevgili Dostlar,

Tatil günlerim akıp giderken Edremit körfezinin güzel köşelerini gezmeye devam ediyoruz. Bu kez Altınoluk'un 'Oksijen Çadırı" diye adlandırılan bölgesindeyiz. Yöredeki festivaller dizisi bitecek gibi değil! Zeytinli, Ören.... ve diğerleri! Büyük bir kültür zenginliğinin paylaşıldığı, düşünen ve okuyan insanlarla çevrili bir ortamda olmak gerçekten hoş. Tüm bu güzelliklere karşın ciddi bir çalışmaya başlayamama sorunu yaşıyorum. Esin kaynağımı beklerken yeni dostlar tanımanın ve eskileriyle birarada olmanın keyfini yaşıyorum. Hepinize güzel günler...

Hayal KÖKSAL